23 Nisan: Bayramın Gölgesinde Bir Vicdan Muhasebesi

Bu anlamlı günde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın coşkusu ile son günlerde yaşanan o derin kederin kesiştiği noktada bir yazı kaleme almak, hem bir saygı duruşu hem de toplumsal bir uyarı olsun isterim. Atamızın çocuklara armağan ettiği bu bayramda, onları koruyamamış olmanın verdiği mahcubiyeti, bir daha yaşanmaması için bir “eylem planına” dönüştürmek en onurlu duruş olur diyor ve yazıma başlıyorum.

Bugün sokaklar bayraklarla süslü, gökyüzü çocuk sesleriyle çınlıyor. Ancak kalbimizin bir köşesinde, bu bayramı kutlayamayan, okullarında hayattan koparılan evlatlarımızın sızısı var. Onların gidişi sadece birer “asayiş haberi” değil; sistemimizin, aile yapımızın ve uyuşmuş ruhlarımızın birer iflas belgesidir.

Onlar Boşa mı Öldü? Eğer bugün sadece yas tutup yarın aynı o rutin, bağ kurmayan, bireysel  hayatatınıza ve aynı vurdumduymazlığa devam edersek; evet, onlar boşa ölmüş olacaklar. Ama eğer bu trajedi, bir uyanışın miladı olursa; o masumların anısı, binlerce çocuğun hayatını değiştirecek yeni bir milad, kurtarılmış bir nesil ve size de ilerde vicdan azabı yaşamayacağınız yeni bir başlangıç yapma şansı verecektir.

Ebeveynlere Açık Mektup: Hayat Bir Filtreden İbaret Değildir!

Sizlere sesleniyorum; sosyal medyanın sahte ışıltısında kendi imajını parlatmaya çalışırken, yanı başındaki çocuğunun ruhundaki karanlığı fark etmeyen anne ve babalar!

  • Çocuğunuz Bir Aksesuar Değildir: Onları “hayatınızı yaşama” mottosuna kurban etmeyin. Bir çocuğun en büyük ihtiyacı pahalı oyuncaklar veya sosyal medyada sergilenecek kurgulanmış hayatları değil; sizin ilginiz, denetiminiz ve ona aşılayacağınız etik değerlerdir.
  • “Bana Bir Şey Olmaz” Tuzağı: Cezaların rüşvetle, kuralların adam kayırmayla delindiği bir dünyada, çocuğunuza “kuralsızlığın bir güç olduğunu” öğretirseniz; yarın o kuralsızlığın kurbanı kendi evladınız olabilir. Medeniyet, korkuyla değil, kuralların tavizsiz uygulanmasıyla ayakta kalır.
  • Dijital Uyuşmadan Uyanın: Ekran başında başkalarının hayatını röntgenlerken harcadığınız zamanı ve tabi ki bu yarışta geri kalmamak için harcadığınız çabaları  ve parayı bir kenara bırakarak çocuğunuzun kimlerle konuştuğunu, ne izlediğini ve içinde hangi canavarların büyüdüğünü anlamaya ayırın.

Gelecek, Bu Günün Gençleri Omuzlarında Yükselecek

Dünya, sadece yemek, içmek, giymek, gezmek ve haz peşinde koşanların değil; bir amaç uğruna emek veren, adaleti ve liyakati savunan, yaşadığı ülkeyi seven o “bir avuç” olgun insanın ellerinde güzelleşecek. Bizim ebeveynler olarak görevimiz, çocuklarımızı o “bir avuç” insanın arasına katabilmektir.

Gelecek Bizimdir Diyorsak…

Bu 23 Nisan’da çocuklarımıza verebileceğimiz en büyük hediye, onlara sadece bir bayram değil; güvenli, adil ve gerçek bir dünya bırakma sözüdür.

“Çocuklarımız geleceğimizdir” sözü, biz onları koruyamadığımız sürece boş bir slogandan ibarettir. Evlatlarımızı; sorgulayan, adaletten milim sapmayan ve teknolojiyi bir ego tatmini değil, insanlık adına bir gelişim aracı olarak kullanan bireyler olarak yetiştirmek, bugünün en büyük direnişidir.

Ancak bu eğitimi verebilmek için önce kaybettiğimiz o en değerli kaleyi, “aile olmayı” yeniden kazanmalıyız.

Bugün maalesef aynı çatıyı paylaşan, aynı koridorlarda birbirine teğet geçen ama ruhları birbirine değmeyen bireylere dönüştük. Mekân birliği yetmez; bize gönül birliği gerek. Çocuklarımızı korumanın yolu, onları odalarına ve ekranlarına mahkûm etmekten değil, o akşam yemeği masasını yeniden bir ‘kurtarılmış bölge’ haline getirmekten geçer.

  • Sadece karnımızı doyurmak için değil, birbirimizin dertlerine derman olmak için o masada toplanmalıyız.
  • Sevinçleri ekranlarda “beğeni” toplayarak değil, birbirimizin gözlerinin içine bakarak, hep beraber çoğaltmalıyız.
  • Gerçek bir aile; birbirinin sessizliğini bile duyabilen, dijital gürültülerin içinde birbirinin kalbine dokunmayı başaran bir dayanışma ünitesidir.

Eğer biz o dört duvarı sadece bir barınak olmaktan çıkarıp, güven ve şefkatle örülü gerçek bir yuvaya dönüştüremezsek; evlatlarımızı dışarıdaki o vahşi dünyanın pençesinden koruyamayız. Unutmayın; okulda, sokakta veya dijital dünyada kaybolan her çocuğun hikâyesi, aslında evde kurulmayan o sofralarda, sorulmayan o “nasılsın” sorularında başlar.

Bu 23 Nisan’da onlara verebileceğimiz en büyük hediye, her akşam güvenle oturacakları ve kendilerini ait hissedecekleri gerçek bir aile sofrasıdır.

Onların anısına, bir daha asla “keşke” dememek için… Bugün, şimdi, hemen uyanmalıyız.

Bugün çocuğunuzun ekranına baktığınız kadar, onun ruhundaki boşluğa bakmaya cesaretiniz var mı?”

Bir daha yaşanmaması dileğiyle diyor ve yazımı Ata’mızın geleceği minik kalplere, çocuklarımıza emanet ettiği bu güne getirmek istiyorum.

Evet bugün 23 Nisan. . 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun! Geride kalanlar için Güzel Bir Bayram Gününden Kucak Dolusu Sevgiler.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu eşsiz gün, sadece bir kutlama değil; aynı zamanda her bir çocuğun eğitim, sağlık, sevgi ve tam güvenlik içinde büyüyeceği bir dünyayı inşa etme sözünü verdiğimiz bir gün olmalı.

Onların gülüşlerini korumak ve her birine hak ettikleri aydınlık geleceği sunabilmek, hepimizin en asil görevi. Bu farkındalıkla, bayramın coşkusunu sorumluluk bilinciyle harmanladığımız, geleceğimizin teminatı tüm çocuklarımızın bayramı kutlu, yarınları her daim güvenli olsun!

Nice Mutlu 23 Nisan’lara..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir