Z Kuşağı’na Hep Destek Tam Destek

Dünya, yeni canlıların varlığıyla şekilleniyor. Özellikle insan, bu dönüşümde önemli bir yer tutuyor. Bugün kullandığımız teknolojilerin büyük bir kısmının, çok önceden planlandığını ve bazılarını askeri uygulamalarda gördüğümüzü biliyoruz. Tüketim toplumu, bizi vahşi bir yapıyla karşı karşıya getirirken, korumaya çalıştığımız çocuklarımızı yalnızlığa terk ettik. Çocuklar, aile ortamı dışında kreşlerde ya da yabancı insanların bakımında büyüdüler. Ki bu kreşlerden benim bildiğim birini sonrasında zaman zaman akıl ve sinir hastalıkları hastanesi yatarak destek aldığı söylenen  bir hanımefendi işletiyordu.

Elbette ki tüm kreşler aynı değil ; bazıları, çocuklara sağlıklı bir okul öncesi deneyim sunabiliyor. Ancak, parçalanmış ailelerden gelen çocuklar, çoğu zaman yalnızlık ve depresyonla baş başa kalıyor. Bu çocuklar, internetin sunduğu bilgi bombardımanında kendi gerçeklerini bulmaya çalışıyorlar ve böylece yeni bir nesil olarak dünyada yerlerini alıyorlar. Fakat bu yeni dünya, ruhsal sorunlarla da dolu. Z kuşağı, rekor düzeyde yalnızlık yaşıyor. Uzmanlar, durumu rakamlarla analiz ediyor.

Bağlantılı bir dünyada yaşamak, birçok insanın kendini kopuk hissetmesine yol açıyor. Z kuşağının %73’ü, yalnızlık hissi taşıdığını belirtiyor; bu, tüm nesiller arasında en yüksek oran. Z kuşağının yalnızca %45’i iyi bir ruh sağlığına sahip olduğunu düşünüyor. Ayrıca, Z kuşağı yetişkinlerinin %91’i stres nedeniyle fiziksel veya duygusal semptomlar yaşıyor. Gelecek kaygısı ise %68’lik bir kesimi etkiliyor.

Ruh sağlığı, genellikle bireysel bir mesele olarak görülse de, iş hayatında olumsuz etkileri var. Z kuşağının %75’i, ruhsal sorunlar nedeniyle işten ayrıldığını bildiriyor. 2030’da küresel iş gücünün %75’inin Y ve Z kuşağından oluşacağı öngörülüyor; bu durum, yalnızlığın iş yerinde büyük sorunlara yol açabileceğini gösteriyor.

Z kuşağı, iş yerinde çevrimdışı olmayan ilk nesil olarak dikkat çekiyor. Dijital ortamlarda büyümelerine rağmen, insani unsurlara ihtiyaç duyuyorlar. Araştırmalar, Z kuşağının %72’sinin yüz yüze iletişim kurmayı tercih ettiğini ortaya koyuyor. Ancak, yöneticilerinin yalnızca %50’si, çalışanlarına düzenli geri bildirim sağlıyor.

Birçok kuruluş, Z kuşağının insani bağlantı taleplerini göz ardı ediyor gibi görünüyor. Geleceğin etkili organizasyonları, yüksek teknoloji ile insani unsurları bir araya getirmek zorunda kalacak. Z kuşağı, yalnızlığın artışına dikkat çekerek, insanlık tarihinin en gelişmiş neslinin insani bağlantı ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı konusunda endişe taşıyor.

Z Kuşağının Yalnızlığına Katkıda Bulunan Üç Ana Faktör

  1. Aşırı Uyarılma Son yıllarda, meşguliyetimiz zirveye ulaştı. Dikkatimizi dağıtan unsurlar, iş, ev işleri, sosyal medya ve günlük aktivitelerle dolup taşıyor. Bu dikkat dağıtıcı unsurlar, bilişsel kaynaklarımızı tüketiyor ve başkalarına odaklanmak için neredeyse hiç zaman bırakmıyor. İnsanlara değer vermek istesek de, empati yerine kişisel olmayan e-postaları, yüz yüze görüşmeler yerine sosyal medya platformlarını tercih ediyoruz. Sonuç olarak, yalnızlık hissi artıyor. Z kuşağı, aşırı uyarılma nedeniyle bağlantı kurmak için daha az zaman buluyor ve bu durum, yalnızlık duygusunu derinleştiriyor.
  2. Sosyal Medya Araştırmalar, sosyal medyayı aşırı kullanan kişilerin kendilerini yalnız, izole ve dışlanmış hissetme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sosyal medya, yaşamlarımızı başkalarının en iyi anlarıyla karşılaştırmamıza neden olarak “Yeterince iyi miyim?” gibi sorulara yol açıyor. Ancak, sosyal medya mevcut ilişkileri geliştirmek veya yeni bağlantılar kurmak için kullanıldığında yalnızlıkla mücadelede etkili olabilir. Sorun, sosyal medyanın kendisi değil, onu hayatımıza entegre etme şeklimizdir. Z kuşağının erişebildiği bağlantılar umut verici olsa da, bu bağlantıların niteliği yalnızlığı azaltmak için yeterli değil.
  3. Bağımlılık Kayması Bilgi, artık aile üyeleri veya komşular yerine dijital kaynaklardan ediniliyor. Eskiden, sorunlarımız için komşularımıza veya ailemize başvururken, şimdi ilk adımımız genellikle Google veya YouTube’da arama yapmak oluyor. Bu durum, insanların birbirlerine olan bağımlılığını azaltıyor. Teknolojiye ve otomasyona olan bağımlılığımız arttıkça, yalnızlık hissimiz de derinleşiyor. Z kuşağını anlamak ve desteklemek, onların ruh sağlığı ve mutluluğu üzerinde önemli bir etkiye sahip. Gün geçtikçe, daha sade ve mutlu bir dünya inşa etmeleri için onlara yaşattıklarımız için onlardan tüm kalbimizle  özür dilemek ve desteklemek gerektiğini unutmamalıyız.

Son olarak, COVID döneminde doğanın nasıl da temizlendiğini ve insanların zorunlu ev hapisleriyle sevdikleriyle bir araya geldiğini hatırlamakta fayda var. Bu süreç, insanlığın daha yaşanabilir bir dünya yaratma potansiyelini gösteriyor. Hadi arkadaşlar top sizde. Dün size verilemeyen destekler umalım ki verilecek.

Zaman zaman değil bir başlık altında sürekli bu kuşağı ve ardından gelen kuşakları konuşuyor olacağız. Çünkü yeni dünya onların bilgi ve becerisi ve zaman içinde oluşturdukları bilgi birikimleriyle oluşacak.

Ya dünyayı robotlara terk edecekler, ya da insan denen tür azalarak ama tamamen de kaybolmadan yer yüzündeki varlığını devam ettirecek.

Daha mutlu günlerde ‘’ Hep birlikte, beraberce ‘ yürümek dileğiyle.

Buraya kadar bizleri okuduysanız emeğinize de ayrıca teşekkür ederiz. Olumlu yorumlarınız ve yapıcı eleştirileriniz bize yol gösterecektir. Lütfen bu konuda destek veriniz. Sorularınız için profasortv@gmail.com adresine  mail atabilirsiniz.

Bizi kısa süre sonra diğer sosyal medya kanallarından da takip edebilirsiniz.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir