Z kuşağının Bu Gününü, Çocukluk Çağı Duygusal Dünyaları Belirliyor. Siz ne Düşünüyorsunuz ?

Z kuşağı yazıları yazma nedenim bu kuşağın  çoğunun anne ve babadan yoksun büyümeleriydi hep tekrarladığım gibi.

Aileler şansa evlenme kararı almış ve evlenmiş çocuklarına özellikle de kız çocuklarına düğünde alınamadıysa ille başını sokacak bir ev alması öğüdünde bulunuyor. Bana kalırsa ilkel bir düşünce. Onlar belki de mutsuz bir hayat geçirmelerinin nedenini göremeden hep maddi bir şeyler sahibi olma hırsıyla yaşıyorlar. Evde olanlar da olmayanlar da hayatın her anından keyif almak, dolu dolu yaşamak olduğunu anlamadan bu keyfi  tv karşısında genelde bunları kim izliyor dediğimiz saçma sapan programlarını izlerken alıyorlar.

Çocuklarıyla yaptıkları pek de sık olmayan telefon görüşmelerinde yarım ağız nasılsın, iyi misin ardından konuyu ev sahibi olma işine getiriyorlar. Evliliklerini yaşama hayali kuran gençleri bir yandan ev sahibi olma  bir yandan çocuk yapabilme yetilerini göstermeleri adına sürekli baskı altında tutuyorlar ve bir gün iyi haber alınıyor. Yok evden değil tabi çocuktan. Paranın çoğu birikime ve yaşam , geçim işlerine giderken ya atlanmış doğum kontrol hapı, ya konunun çok da hala bilinememesi, önemsenmemesi nedenli yeni bir can dünyaya merhaba diyor.  Diyor da çevreye bakınca yeni doğanların bir kısmı küvözlerde, sürekli kontrolle geçiriyor dünyadaki ilk günlerini, aylarını. Çocuk deyince. İhtiyaçlarının hepsi bir yetişkinden çok para gerektirebiliyor. Hem mutlu ve hem de stresli yeni bir yaşamın kapısı açılıveriyor. Stresli bir yaşam döngüsü içinde eşler birbirlerine destek olacaklarken desteği telefonlarında, bilgisayarlarında, sosyal medyada buluyorlar. Sosyal medyanın dayattığı hayatları yaşamaya çalışırken de maalesef bir çocukları olduğunu unutuveriyorlar. Doğru ya ailelerin çocuklarını ihmal etmeleri konusuydu bugünkü konumuz. Ama ailelerin durumuna göz atmadan o dünyaya göz atmak yanıltıcı olurdu. Ve işte start.

Çocuklukta diğer maddi ihtiyaçları karşılansa da duygusal ihmal, ebeveynlerinizin duygularınızı ve duygusal ihtiyaçlarınızı yeterince ihmal etmesiyle ortaya çıkar. Yani, ne hissettiğinizi fark etmezler, duygularınız hakkında soru sormazlar, sizinle duygusal düzeyde bağlantı kurmazlar veya duygularınızı yeterince anlamazlar.

Bunu kötü oldukların değil, çoğunluk size zaman ayıramadıklarından yaparlar.

Duygusal olarak ihmalkâr ebeveynler, genellikle çocuklarının duygularını ihmal ettiklerinin farkında bile olmazlar. Genellikle kendi duyguları, arkadaşlarının, ailelerinin, iş arkadaşlarının ve çocuklarının duyguları da dahil olmak üzere genel olarak duyguları görmezden gelen bir hayatı yaşamaya mahkum olmuşlardır.. Çocuklarına karşı iyi niyetli olabilirler, onlara değer verebilir ve onlar için ellerinden gelenin en iyisini yapmak isteyebilirler. Muhtemelen neleri kaçırdıklarının farkında bile değillerdir.

Bu durum, duygusal olarak ihmalkâr birçok aileyi fark etmeyi zorlaştırabilir. Gerçekten de en görünür şekillerde “yeterince iyiler”. Size ev, yiyecek, giyecek ve diğer ihtiyaçlarınızı sağlayabilirler. Ancak karşılaştığınız sorunlar hakkında sizinle açık sözlü konuşmazlar, arkadaşlarınız duygularınızı incittiğinde sizi yeterince rahatlatmazlar veya duygularınızı nasıl fark edeceğinizi, adlandıracağınızı veya yöneteceğinizi öğretmezler.

Duygusal ihmalkâr ailenin tek başarısızlığı duygusaldır. Yeterince kucaklaşma olabilir. Yeterince para olabilir. Yeterince yiyecek ve giyecek olabilir. Ancak bu aile, çocuklarına yeterli duygusal farkındalık, onay, şefkat veya duygusal bakım sağlamayı başaramaz.

Duygusal ihmalkâr ailelerin fark edilmesini veya tespit edilmesini zorlaştıran şey budur.  Duygusal istismar veya fiziksel ihmalin aksine, duygusal başarısızlıkları fark etmek zordur.

Çocukluklarında duygusal ihmale maruz kalmış yetişkinlerle çalışan uzmanımız , bunun insanların aileleriyle ilişkilerini nasıl etkilediğini gördüğünü söylüyor. Bu durum genellikle yetişkin çocukların kendilerinde bir sorun olduğunu hissetmelerine, ancak bunun ne olduğunu bilmemelerine ve ailelerine karşı hissettikleri duygular konusunda kafalarının karışmasına neden oluyor.

  • Duygusal olarak mutlu ve sağlıklı olmak için mükemmel bir aileye ihtiyacınız yok, ancak ailenizin “yeterince iyi, sizi fark edecek kadar iyi” olması gerekiyor.
  • Duygusal olarak ihmal edilen ailelerde büyüyen insanlar bir şeylerin yanlış olduğunu hissedebilirler ancak bunun ne olduğunu bilmeyebilirler.
  • Eğer aileniz duygulara karşı duyarsızsa, kendinize iyi bakmak için yapabileceğiniz şeyler var.
  •  

Yetişkinler olarak çoğumuz, ailelerimizin veya terapistlerin “köken aile” olarak adlandırdığı şeyin günlük seçimlerimiz ve yaşamlarımız üzerindeki etkisini küçümseme eğilimindeyiz. Ancak gerçek şu ki, doğduğunuz ve sizi büyüten aile, yetişkin beyninizde hâlâ varlığını sürdürüyor ve duygularınızı, tepkilerinizi ve seçimlerinizi etkiliyor. Çocuk deyince daha çok annenin sorumluluğuna bıraklıdığı için onun üzerinden gidiyoruz. Yanlış da anlaşılmasın. Tabi ki erkekler de mutlaka ve olabildiğince çocuk konusunda sorumluluk almalı ve eşlerine destek olmalılar.

 ‘Yeterince iyi anne‘ fikri, psikanalist ve çocuk doktoru Donald Winnicott tarafından 1971 tarihli Oyun ve Gerçeklik adlı kitapta ortaya atılmıştır. Winnicott, annenin bebeğin ihtiyaçlarını ‘yeterince iyi’ bir şekilde karşılamasının, sağlıklı bir psikolojik gelişim için temel olduğunu savunur. Mükemmel bir anne olmaya gerek olmadığını, annenin zaman zaman hatalar yapmasının ve bebeğin bu hatalarla başa çıkmayı öğrenmesinin önemli olduğunu belirtir.

Bu yaklaşım, annelerin üzerindeki mükemmeliyetçi baskıyı azaltmayı ve daha gerçekçi bir ebeveynlik anlayışını teşvik etmeyi amaçlar. Sözleri, çocuklukta ebeveynlerinizle kurduğunuz bağın, yetişkinlikte nasıl olduğunuzla bağlantısını kurarak psikoloji ve ruh sağlığı alanını sonsuza dek değiştirdi. Temel kavramı, iyi olmak için mükemmel bir ebeveyne ihtiyacınız olmadığıydı. Tek ihtiyacınız olan “yeterince iyi” bir ebeveyne sahip olmaktı. Tartışılır mı. Ne tartışılmaz ki. Beyazın beyaz , siyahın siyah olmadığını da yeri gelince  tartışmıyor muyuz ?

Uzmanların 2019 yılında yaptığı bir araştırma, bir ebeveynin “yeterince iyi” ebeveyn olabilmesi için her seferinde sadece yüzde 50 oranında doğruyu yapması gerektiğini ortaya koydu.

Ailenizde Dikkat Etmeniz Gereken  Duygusal İhmal Belirtileri

  • Ailenizle birlikte olduğunuzda kendinizi şaşırtıcı derecede yalnız veya dışlanmış hissediyorsanız yazıyı okumaya devam edelim.

Duygusal olarak ihmalkâr bir ailenin üyeleri acı çeker. Söylenmeyen, paylaşılmayan, tartışılmayan, fark edilmeyen ve onaylanmayan şeylerden acı çekerler. Aileniz duygusal olarak ihmalkârsa ve dikkatli olursanız , onlarla zaman geçirdiğinizde bunu daha iyi farkedersiniz.

Yeteri kadar şekersiz pişirilmiş güzel bir kek gibi, iyi görünen bir şey iyi olmayabilir. Duygusal olarak ihmalkâr aile, görünmeyen ancak lezzet ve kalite açısından büyük önem taşıyan temel bir malzemenin eksikliğinden muzdariptir. Aile içindeki bağları ve sıcaklığı tatlandırması gereken duygular yerin dibine itilir.

İşte bu yüzden aileniz söz konusu olduğunda kendinizi sıkılmış, kırgın, hayal kırıklığına uğramış, bunalmış veya yalnız hissetmiş olabilirsiniz. İşte bu yüzden çocuklukta yaşanan duygusal ihmalin adını koymak ve kendi hayatınızda bununla mücadele etmek için bilinçli bir karar vermek çok önemlidir.

Ne Yapabilirsiniz?

Ailenizi düzeltemezsiniz ve bunu denemenize de gerek yok. Ama kendinizi değiştirmeye başlayabilirsiniz. Yukarıdaki  yazılar size neyin yanlış olduğunu biraz da olsa gösterdiyse kendi hayatınızda tam tersi şekilde davranmaya başlayın.

Anlamlı şeyler hakkında konuşun, duygularınız yüzünden suçluluk duygusuyla mücadele edin, ailenizle birlikteyken kendinize iyi bakın, zor sorunlar hakkında konuşun, başkalarına olan sevginizi ve sıcaklığınızı kelimelerle ifade edin ve olumsuz duygularınızla yüzleşin. Bunu mükemmel bir şekilde yapmak zorunda değilsiniz. Sadece yeterince yapmanız yeterli .

Sizden önce birçok iyi insan sizin yolunuzda yürüdü; şimdi daha niceleri sizinle birlikte yürüyor. Son olarak ve en önemlisi, lütfen yalnız olmadığınızı bilin. Çocuklarınızı asla ihmal etmeyin. Lütfen. Hayat çok kısa ve doğduğunda o çok sevindiğiniz çocuğunuza yeteri kadar zaman ayırır, duygusal olarak onunla bağ kurarsanız hem kendine güvenli, gerçekten sosyal, hobileri olan, spor yapan, iklime çevreye duyarlı  bir kuşak yetiştirmiş olacaksınız ve hem de tüm aile ve hem de bu bireylerle iş yapacak, ilişki kuracak  insanlar mutlu olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir