Sosyal Medya ve Gerçekçi Olmayan Güzellik İdealleri

Sosyal medya algoritmaları güzellik idealini sürdürüyor mu?

•       İnsanlar sosyal medya kullanımları üzerinde kontrol eksikliği hissediyorlar.

•       Güzellik içeriğiyle ilgilenmesek bile, algoritmalar bize yine de ideal güzellik görüntülerini gösteriyor.

•       İlk etapta güzellik idealine neden bu kadar takıntılı olduğumuzu düşünmemiz gerekiyor.

Sosyal medya öncesinde de insanların güzellik tutkusuyla başlayan büyük bir estetik ameliyat yaptırma isteği vardı. Günlük yaşamları içinde  insanlar kendilerini daha iyi görmek daha güzel hissetmek ve genelde de hem cinsleriyle  rekabet ederken daha şanslı olabilmek adına estetik ameliyatlar yaptırıyorlardı.

Estetik ameliyattan söz açmışken de daha eski yıllarda estetik ameliyat deyince genelde insanların hoş bulmadıkları burunları şekillendirdikleri ameliyatlar anlaşılırdı.  Daha sonraki yıllarda artık insanlar  yavaş yavaş kaş kaldırma, kaş ekimi saç ekimi, göz kapağı düşüklüğü ameliyatları, kepçe kulak düzeltmesi, çenenin yeniden yapılandırılması boynunun gerilmesi, yüzün gerilmesi, meme büyütme – küçültme ve dikleştirme ameliyatları sarkan göbekleri için karın germe ameliyatları, popo kaldırma ameliyatlarıyla hız kesmeden kendini büyük bir dönüşüme soktu.  Hatta çok yıllar önce bir şarkıcı Taraklı bulduğu ayağının serçe parmağını kestirdi haberi ile magazin dünyasında bomba etkisi yaratmıştı.  Tırnak protezlerine, ordotenti dahil çeşitli diş estetikleri, göz rengi değişimleri için lensler hep insanların bu kendilerini daha güzel bulmaları , görmeleri için tıp dünyası tarafından sunuldu. Epilasyonlar, serumlar, iğneler, her şey ve her şey daha güzel insanı yaratmak içindi ve insanlar gelirlerinin çoğunu bu yolda harcıyorlardı. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada verilerden elde edilen sonuçlar, kadınların yaklaşık %93’ünün en az iki farklı yöntem kullanarak vücutlarının en az üç bölgesini değiştirmek istediğini gösterdi (1,98 ± 0,82). En çok kullanılan yöntemler fiziksel aktivite (%92), diyet (%48), cerrahi (%24) ve güzellik veya gıda ürünleri (%23) idi. Cerrahi işlemle değiştirilecek bölgeler arasında kadınların %68’i meme implantı tercih etti. İnsanlar dayatılan güzellik kriterleriyle  yeni bir insan yaratma yolunda koşar adımlarla ilerliyorken çok da dünyada olup bitenlerle ilgilenmeyen yeni bir nesil oluşmaya başladı.

Bu kadar çok değişim isteği tabi ki son yıllarda hayatımız giren sosyal medyayla oldu. İletişimin önünde durmak ne mümkün. Yaşadığım ilçenin yıllar önce kablosuz modem, vınn satışında birinci olduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım. İletişim firması bunu insanlarla paylaşmak için bizim billboardlarımızı kullanınca  anladım ki insan 1500 – 2000 rakımlı dağ köyünde de olsa bir şeyi kafaya koyarsa hiçbir engel onu durduramaz. Sosyal medyanın hayatın en önemli parçası olduğu günümüzde artık  sosyal medyada pasif bir şekilde gezinerek ne saatler  kaybettiğinizi fark etmiyorsunuz? Sadece bir an oturdunuz, yaptığınız işe bir mola vermek için ve aniden günün yarısı gitti. Neredeyse her yerde, kanepede, yatakta yatarken, otobüste, otobüs beklerken ya da paçayı sıyırabildiğimizde sıkıcı iş toplantılarında veya derslerde geziniyoruz. Konuyla ilgili bir  çalışmadan elde edilen bulguların yakın tarihli bir analizi, 17 yaşındaki  gençlerin neredeyse yarısının (  % 48 ) sosyal medyaya bağımlı hissettiğini gösteriyor. Kızlar ( %57 ) erkeklerden ( yüzde 37 ) çok daha fazla böyle hissettiklerini bildirdi. Bu bir kaza değil; Çalışmak için sosyal medyanın dikkatimizi süürekli çekmesi  gerekiyor. Sosyal medya bizi kendisine bağımlı kılmak  için tasarlanmıştır. Klinik anlamda bağımlılık yapıp yapmadığı tartışmaya açıktır, ancak yine açık olan şu ki, insanlar sosyal medya kullanımları üzerinde kontrollerini kaybediyorlar. Bu fazlaca kullanım, kullanılan cep telefonu ve tablete göz atış sırasında vücut yapısını bozduğu için uzun vadede iskelet sistemi ve göz sağlığı üzerinde de olumsuz taraflarını da gösterecektir.

Bu kontrol dışı kullanımın etkileri endişe vericidir. Çalışma, 14 yaşındakiler arasında “çevrimiçi taciz, yetersiz uyku, düşük benlik saygısı ve zayıf beden imajı ile ilgili daha fazla sosyal medya kullanımı; Buna karşılık, daha yüksek depresif semptom görülmektedir.

1* Özellikle beden imajı memnuniyetsizliğinin zararlarını ciddiye alıyorsanız, oldukça kapsamlı bir zarar listesidir. Kanıtlar, etkilenenlerin sadece gençler olmadığını gösteriyor. Sosyal medya bağımlılığı ile beden memnuniyetsizliği arasındaki ilişki üzerine yapılan bir çalışmada, sosyal medya bağımlılığı belirtisi daha fazla olan üniversite öğrencisi kadınların dış görünüş baskısının daha fazla farkında oldukları ve güzellik idealini içselleştirme olasılıklarının daha yüksek olduğu bulundu.

2* Çevrimiçi kültürün giderek daha görsel hale gelmesiyle ( Snapchat, TikTok ve Instagram’ı düşünün ), diğer insanların görüntüleri ve videolarıyla dolup taşıyoruz ve kendi özçekimlerimizi ve videolarımızı paylaşarak katılma gereğini  hissediyoruz. Sosyal medyayı bu görüntü tabanlı şekillerde kullanmak özellikle sorunlu olabilir.

Sosyal medya, bölünmemiş dikkatimize dayanır. Kaydırmamızı, beğenmemizi, yorum yapmamızı ve kendimizi başkalarıyla karşılaştırmamızı sağlayarak çalışır. Sosyal medyada sürdürülen gerçekçi olmayan güzellik ve yaşam tarzı standartları hakkında çok şey yazıldı, çünkü kısmen sadece “en iyi benliklerimizi” çevrimiçi hale getiriyoruz. Medyadaki gerçekçi olmayan güzellik standartları yeni bir şey olmasa da, görüntülerin miktarı ve onlara bakmak için harcadığımız zaman yeni. Artık her gün sosyal medyada ortalama 2 ve 3 saat harcıyoruz ve henüz yayınlanmamış bazı yeni çalışmalar bunun düşük bir tahmin olduğunu görüyoruz. O medyada dayatılan güzellik kriterlerine uygun şekilde var olmak için başvurulan yöntemlerden biri de filtreler. Filtrelerin bile nasıl büyük ama gerçekçi olmayan bir fark yarattığını görüyoruz.  ( Gerçi bu etki iyi bir makyajla da elde edilebiliyor ) .

Dikkatimiz değerli bir meta haline geldi ve sosyal medya platformları pazar paylarını en üst düzeye çıkarmak için çok çalışıyor. Sosyal medya paylaşımlarının kronolojik olarak sıralandığı günler geride kaldı; Yapay zeka destekli algoritmalar, dikkati en üst düzeye çıkarmak için beslemelerimizi düzenler ve yönetir. Algoritmalar bizi mümkün olduğunca uzun süre ekrana bağlı tutmayı amaçlıyor; Algoritmalar, beğenilerimizi, yorumlarımızı ve paylaşımlarımızı analiz ederek bilgileri kişisel beslemelerimize sıralar ve hedefler. Belirli türdeki görsellere ve videolara ne kadar çok bakarsak, algoritma bize o kadar çok benzer içerik sunar. Bu, giderek daha fazla benzer içerik gördüğümüz bir yankı odası olan bir filtre balonu oluşturur. Genellikle genç kadınlar söz konusu olduğunda, aldığımız içerik idealize edilmiş yüzler ve bedenlerdir – Instagram yüzü, plastik olarak sağlam Barbie vücudu, Bir güzellik gönderisine bakarsak veya güzellik içeriğiyle ilgilenirsek, çok yakında ulaşılamaz bir güzellik idealini teşvik eden gönderilerle bombardımana tutulacağız.

Güzellik içeriğiyle kişisel olarak ilgilenmesek bile, sosyal medya algoritmaları hala rutin olarak ideal güzellik görüntüleri sunar çünkü bu tür içerikler genellikle popülerdir. Görsel dünyada güzellik içeriği tüketmekten kaçınmak neredeyse imkansızdır – bir deneyin ve ne kadar başarılı olduğunuzu görün.

Ancak güzellik idealini sürdürmek için sadece sosyal medya algoritmalarını suçlayamayız. Sosyal medyadaki “ideal” vücut tipinin neye benzediği, bunun küresel güzellik idealinin özelliklerine ( ince, sıkı, pürüzsüz ve genç ) nasıl yansıdığı ve bunun bize imkansız derecede mükemmel olma arzularımız hakkında ne gösterdiği hakkında yazılmış çok yazı var.

3* Algoritmaların tek amacı kaydırmamızı sağlamak olunca bize sürekli güzellik içeriği veriyorlar; Görmek istediğimiz içerik bu. Sosyal medyanın zararlarının ve vücut imajımız üzerindeki etkilerinin üstesinden gelmek için, ilk etapta güzellik idealine neden bu kadar takıntılı olduğumuzu düşünmemiz gerekiyor. Elbette, sosyal medya algoritmaları sorunu daha da kötüleştiriyor, ancak henüz insan arzularına, metalaştırdıkları ve şiddetlendirdikleri arzulara cevap veriyorlar, ancak yarattıkları arzulara değil.

Sosyal medya, gerçekçi olmayan güzellik ideallerinin yayılmasında önemli bir rol oynar. Filtreler, düzenlemeler ve idealize edilmiş yaşam tarzları, bireylerin kendilerini başkalarıyla karşılaştırmalarına ve kendi bedenleri ve görünümleri hakkında olumsuz düşüncelere kapılmalarına neden olabilir. Bu durum, özgüven eksikliği, anksiyete ve hatta yeme bozuklukları gibi çeşitli psikolojik sorunlara yol açabilir. Sosyal medyanın yarattığı bu baskı, özellikle genç bireyler ve ergenler üzerinde daha büyük bir etki yaratır. Medyanın bu etkilerini azaltmak için farkındalık yaratılması ve daha gerçekçi güzellik standartlarının teşvik edilmesi önemlidir.

Gençlerin öz saygısını geliştirmelerine yardımcı olmak için nasıl harekete geçebiliriz?

Yapılan bir çalışmada 5 kızdan 4’ü yani kız toplamının %80’i, sosyal medyada toksik güzellik tavsiyeleriyle nasıl başa çıkacakları konusunda ebeveynlerinin kendileriyle konuşmasını istiyor. *
%72  oranıyla karşımıza çıkan 10 kızdan 7’sinden fazlası, sosyal medyadaki toksik güzellik tavsiyelerini takip etmeyi bıraktıktan sonra kendini daha iyi hissetti. *
%68 evet bu oranla da  3 kızdan 2’sinden fazlası, sosyal medyadaki toksik güzellik tavsiyelerine karşı çıkabileceklerini kabul ediyor. *

Rapor, gençlerin sosyal medyadaki toksik güzellik tavsiyelerinin farkında olduğunu gösteriyor. Onlar da bu tavsiyelere karşı çıkmada rol oynayabileceklerini biliyorlar ve yardımımıza ihtiyaçları var. Bu nedenle, öz saygıyı artıran tavsiyeleri sosyal medyada norm haline getirmek için birlikte harekete geçmeliyiz. Bu arada bu bilgileri paylaşan, içerik üreticisi influencer’ların ürün de sattıklarını göz önüne alınmalı, ürünlerin ne kadar sağlıklı oldukları kesinlikle kontrol edilmeli ( Çoğu ürünün merdiven altı ve sağlıksız üretildiği konusu işin gerçeği ) ve kayıt dışı bir alışverişin parçası olmamak için de ürünün satıcı firmasının gerçek faturasının olup olmadığı araştırılmalı.

İşin kötüsü kısıtlı, dar bütçeli gençlerin güzellik uğruna harcadıkları paranın beslenmelerinden kesildiği ve çok sağlıksız beslendikleri yönünde. Bu da ilerki yıllarda bebek sahibi olacakları dönemde ve sonrasında çeşitli rahatsızlıklar nedenli sağlık sistemine ihtiyaç duyacakları ve sistemi tıkayabileceklerini gösteriyor.

Bu bir akım. Ben bir gün biteceğini ( Belki büyük bir salgın, savaş eşliğinde ) ve insanların kanatları kırık bir şekilde öze döneceklerini, yalnızlaşacaklarını, çevrelerinde insan görmek istemeyeceklerini ve inzvaya çekilmiş insanlar olarak derin ruhsal travmalar yaşayacaklarını düşünüyorum. Bu bir sinema filmi gibi. Film süresince kendinizi kaptırıp filmin konusu içinde filmle bütünleşip çıkınca normal yaşamınıza dönmeniz gibi. Ruhsal denge çok önemli ve umarım bu genç ruhlar ebeveynlerinin kanatları altından çıktıktan sonra yaşamın gerçeklikleri karşısında incinmezler.

Yazıya bakınca sosyal medya kullanımına, insanların kendilerini değiştirme arzusuna bla bla başka şeylere karşıymışım gibi durmasın. Sadece aşırı kullanımların zararlı olduğu yönündeki sonuçları paylaşmak amaç. Hayatın normal akışının önüne geçen, insanları yapılan bunca masrafla zora sokan bir yapı geliştirmesi adına acıtıcı. Bu konularda fikrine başvurduğum konu uzmanı toplantıdan izin isteyerek ayrıldı. 5 dakika 10 dakika 20 dakika gelmeyince meraklandım. Bir arkadaşıyla bir oyun karakteri kostümü almak üzerine anlaştıklarını ama kendisinin hala alınacak kostüm için gerekli parayı bulamaması üzerine tartıştıklarını ve çözmeye çalıştıklarını görünce de üzüldüm. Üretmediğiniz bir şeyi tüketememenin gaz sancısı.

Buraya kadar bizleri okuduysanız emeğinize de ayrıca teşekkür ederiz. Olumlu yorumlarınız ve yapıcı eleştirileriniz bize yol gösterecektir. Lütfen bu konuda destek veriniz. Sorularınız için profasortv@gmail.com adresine  mail atabilirsiniz.

Kendinize ve çevrenize ve ailelerinize iyi bakın lütfen. Sağlıcakla, mutlu ve aydın kalmanız dileğiyle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir