“Hapı Yutmalı mı, Yutmamalı mı? Tansiyon Patlamasının Perde Arkası”

Bugünlerde nerdeyse çevrenizdeki 3 kişiden iki tanesi tansiyon hapı aldığını söylüyor değil mi ? Covid sonrası yıllarda tansiyon hastası sayısının artması bir dedikodu mu yoksa gerçekliği var mı. Bir insan ne nedenle tansiyon hastası oluyor? Ben de bir tansiyon hastasıyım ve evet bugünkü yazımız tansiyon üstüne.

“Pandeminin Gizli Mirası: Hipertansiyon Hakkında Tüm Gerçekler”

Evet bu “dedikodu” değil, tıp dünyasının şu an üzerinde en çok makale yayınladığı, klinik verilerle desteklenen acı bir gerçek. COVID-19 sonrası dönemde tansiyon hastası sayısındaki artış hem istatistiksel hem de biyolojik olarak kanıtlanmış durumda.

İşte bu artışın arkasındaki bilimsel gerçekler ve bir insanın neden tansiyon hastası olduğuna dair uzman görüşüyle hazırlanmış kapsamlı bir araştırma yazısı;

1. COVID-19 Sonrası Artış: Gerçek mi, Şehir Efsanesi mi?

Araştırmalar, COVID-19 geçiren kişilerde (özellikle ağır geçirenlerde veya “Uzun COVID” semptomları yaşayanlarda) yeni başlangıçlı hipertansiyon riskinin, geçirmeyenlere göre anlamlı oranda yüksek olduğunu gösteriyor. Bunun birkaç temel sebebi var:

•          ACE2 Reseptörleri: Tüm covid süresince en çok duyduğumuz kelimeydi. ACE2. Virüs, hücrelere girmek için ACE2 adlı bir kapıyı kullanır. Bu reseptörler aynı zamanda vücudun tansiyon dengesini koruyan mekanizmanın da bir parçasıdır. Virüs buraya hasar verdiğinde, tansiyon ayarı bozulabiliyor.

•          Vasküler Enflamasyon: COVID-19 sadece bir akciğer hastalığı değil, aynı zamanda bir damar yolu hastalığıdır. Damarların iç yüzeyindeki iltihaplanma, damarların esnekliğini kaybetmesine ve dolayısıyla tansiyonun kalıcı olarak yükselmesine neden olabiliyor.

•          Otonom Sinir Sistemi Etkisi: Virüsün sinir sistemi üzerindeki etkileri, kalp atış hızı ve damar kasılmalarını yöneten mekanizmaları “tetikçi” hale getirebiliyor.

2. Bir İnsan Neden Tansiyon Hastası Olur?

Tansiyonu bir bahçe hortumundaki su basıncı gibi düşünebilirsiniz. Eğer su çok tazyikliyse (kalp çok pompalıyorsa) veya hortum çok daralmışsa (damarlar sertleşmişse) basınç yükselir. Tıpta doktorlar  bunu ikiye ayırıyor:

A. Birincil Hipertansiyon

Vakaların %90-95’i bu gruptadır. Belirli tek bir sebebi yoktur; yıllar içinde yavaş yavaş gelişir.

•          Genetik Miras: Ailede tansiyon varsa, riskiniz otomatik olarak artar.

•          Aşırı Tuz Tüketimi: Tuz, vücutta su tutar. Su arttıkça damarlardaki hacim artar, basınç yükselir.

•          Obezite ve Yaşam Tarzı: Fazla kilo, kalbin daha sert çalışmasına neden olur. Hareketsizlik ise damar esnekliğini köreltir.

•          Yaş Faktörü: Damarlar yaşlandıkça doğal olarak sertleşir.

B. İkincil Hipertansiyon

Vakaların yaklaşık %5-10’u başka bir sağlık sorununa bağlı olarak aniden ortaya çıkar.

•          Böbrek Sorunları,

•          Hormonal Bozukluklar: Tiroid veya böbrek üstü bezi sorunları.

•          Uyku Apnesi: Gece nefes kesilmesi, vücudu strese sokarak tansiyonu fırlatır.

•          İlaçlar: Bazı doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı ilaçları ve ağrı kesiciler tansiyonu tetikleyebilir.

Özetle: Neden Şimdi Daha Çok Duyuyoruz?

Pandeminin doğrudan biyolojik etkilerinin yanı sıra; stres, hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarının bozulması da “uyuyan” tansiyon risklerini uyandırdı. Özellikle sağlık konusunda çok okuyan, yorumlayan, içerik üreten biri olarak bu konunun çok daha uzun bir süre gündemde kalacağını söyleyebilirim.

Önceki yazımda  bahsettiğim Zilebesiran gibi yeni nesil ilaçların bu kadar heyecan yaratmasının sebebi de tam olarak bu; hastaların her gün ilaç almayı unutması veya COVID gibi faktörlerle bozulan bu karmaşık sistemi kontrol altına almanın zorlaşması.

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir konu da ortaya çıkıyor. Tansiyon haplarının bir soruna çözüm olurken, erkeklerde eraksiyon sorunlarına ve erkek-kadın böbrek sorunları ve karaciğer yağlanması gibi başka dertlere de yol açtığını biliyoruz. Hatta bir anda ailesinde olmadığı halde şeker hastası olanlar da var.

Siz buna katılır mısınız?

Aslında bunlar  birer “şehir efsanesi” değil; tıbbi literatürde karşılığı olan ama çoğu zaman neden-sonuç ilişkisinin karıştırıldığı konular. Tıpta sağlık camiası buna “risk-yarar dengesi” diyor. Her ilacın bir yan etki potansiyeli vardır, ancak bu etkiler her ilaç grubunda aynı değildir.

Yan etki kuşkularını bilimsel bir süzgeçten geçirerek netleştirelim:

1. Erkeklerde Ereksiyon Sorunu

Bu, tansiyon ilaçları hakkında en çok bilinen ve doğruluk payı olan yan etkilerden biridir. Ancak tüm tansiyon ilaçları bunu yapmaz.

•          Suçlular: Özellikle eski nesil beta-blokerler ve diüretikler (idrar söktürücüler) bu soruna yol açabilir.

•          Masumlar: Yeni nesil ilaçlar (ACE inhibitörleri veya ARB grubu), genellikle bu konuda nötrdür. Hatta bazıları damar sağlığını iyileştirdiği için dolaylı yoldan olumlu etki bile yapabilir.

•          Paradoks: Çoğu zaman ereksiyon sorununun asıl nedeni ilacın kendisi değil, tansiyonun damarlarda yarattığı kalıcı hasardır. Yani hasta suçu ilaca atar ama damar çoktan zarar görmüştür.

2. Şeker Hastalığı (Diyabet) Tetiklenmesi

“Hiçbir şeyi yokken şeker hastası oldu” cümlesi bazı ilaç grupları için teknik olarak mümkün olduğu söylenir.

•          Bazı diüretikler ve beta-blokerler, vücudun insülin duyarlılığını bir miktar azaltabilir.

•          Eğer kişi zaten “gizli şeker” sınırındaysa, bu ilaçlar süreci hızlandırıp diyabetin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu yüzden doktorlar şeker eğilimi olan hastalarda bu grup ilaçları tercih etmemeye çalışır.

3. Böbrek ve Karaciğer Mevzusu

Burada durum biraz tersine işliyor:

•          Böbrekler: Tansiyon, böbreklerin en büyük düşmanıdır. Tansiyon ilaçları aslında böbreği korumak için verilir. Ancak, eğer hastanın böbrek damarlarında zaten ciddi bir daralma varsa, bazı ilaçlar böbrek fonksiyon testlerini (üre, kreatinin) aniden bozabilir. Yani ilaç böbreği bozmaz, mevcut gizli bir sorunu su yüzüne çıkarır.

•          Karaciğer Yağlanması: Tansiyon ilaçlarının doğrudan karaciğer yağlanması yaptığına dair güçlü bir kanıt yoktur. Genellikle tansiyon, kolesterol ve karaciğer yağlanması “Metabolik Sendrom” dediğimiz aynı paketin parçalarıdır. Yani hasta ilacı içtiği için karaciğeri yağlanmaz; karaciğeri yağlandığı, kötü beslendiği ve kilolu olduğu için zaten tansiyon hastası olmuştur.

4. Neden-Sonuç İlişkisi Karışıyor

İnsanlar genellikle ilaca başladıktan sonra vücutlarını daha çok dinlemeye başlarlar. Bir sorun çıktığında da bunu en son hayatlarına giren şeye, yani ilaca bağlarlar. Oysa hipertansiyon, “sessiz katil” olarak bilinir ve ilaç kullanılmadığında felç, kalp krizi ve kalıcı böbrek yetmezliği riski, ilacın yan etki riskinden kat kat daha yüksektir.

Modern tıp denet, gör ve gidişe göre tedaviye dönmüş durumda. Eğer bir ilaç yan etki yapıyorsa, doktor o ilacı kesip yan etkisi olmayan başka bir gruba geçiş yapabiliyor.

Bu noktada, daha önce konuştuğumuz Zilebesiran gibi altı ayda bir yapılan enjeksiyonların, bu günlük “ilaç yükünü” ve metabolik dalgalanmaları azaltıp azaltmayacağı da büyük bir merak konusu. Tabi bu anlamdaki deneysel ilaçların ilk piyasa fiyatlarının yüksek olacağı ve bunun da aşılması gereken bir durum olduğu yadsınamaz.

Evet yazı sizleri de çok fazla sıkmasın diye burada son vereceğim. Ama bu yazının son bölümünde ‘’ Tansiyonum dengeye girdi ilacı bırakmaya niyetliyim ‘’ diyenlere örneklerle, doktorlarına danışmadan asla böyle yapmamaları gerektiğini, ama bu arada da yaşam tarzı değişiklikleri ile daha iyi bir hayat kurabilecekleri konusunda tedavi edici bilgilerle seriye devam edeceğimi söylemek isterim.

Sonraki yazımda “Tansiyonu İlaçsız Kontrol Etmek Mümkün mü? ”vücudun tamir mekanizması” , ” cinsel isteği artıran ilaçları kullanmak isteyen kişilerin ne yapmalı” , ” tansiyonunuzu dengede tutacak doğal eczane” ve cevap aradığınız bir çok soruya çözüm önerileriyle burada olacağım.

Çok daha sağlıklı günlerde. Hayatı daha dolu yaşamak için engellerin olmadığı bir dünya özlemiyle. Kalın sağlıcakla.

“ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME: Bu yazı reklam amaçlı yazılmamıştır.Bu sitede – blogda / sayfada yer alan sağlıkla ilgili tüm içerikler, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Paylaşılan bilgiler hiçbir şekilde hastalıkların tanısı, teşhisi veya tedavisi yerine geçmez. Sağlık durumunuzla ilgili en doğru değerlendirme ve tedavi planı için lütfen bir hekime başvurunuz.”

hipertansiyon #tansiyon #yüksektansiyon #sağlık #kalpsağlığı #farkındalık #sessizkatil #sağlıklıyaşam #bilgilendirme

#covid19 #pandemi #longcovid #ace2 #covidsonrası #damarsağlığı #koronavirüs #sağlıkgündemi

#tansiyontedavisi #tansiyonhapı #yanetkiler #kardiyoloji #tıbbibilgi #sağlıkaratırması #zilebesiran #yeninesiltedavi

#doktorunadanış #sağlığınıkoru #tansiyonumudengele #kontrolegit #sağlıkblogu #sağlıklıbilgi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir