Yanan Ormana, Toprağa Can, Yaralı Yüreklere Umut Oldular. Binlerce Teşekkürler..

Maalesef yine oldu olacak olan ve yaşandı yaşanacak olan. Hava şartları böyle yangınlar için çok elverişli koşullar yaratırken ne yazık hala bazı kişilerin yangınlar nasıl önlenebilirden çok yangın sırasında müdahale eden uçak, helikopter saylarına takıldığını görüyorum. Sağlık konusunda yıllar bir olgu benimsenmişti. Önleyici sağlık (koruyucu hekimlik) diye yeni bir bakış açısı. Bu görüş hastalıklar ortaya çıkmadan önce riskleri ortadan kaldırmak ve olası rahatsızlıkları başlamadan engellemek için yapılan tıbbi ve toplumsal çalışmaların bütünü olarak sunulmuştu. Ne yazık insanlarımız çok da bu konuya ilgi duymadılar. Şimdilerde bu konu orman yangınları konusunda da hayata geçirilirse daha az hasarla bu yangınları atlatabileceğimizi öngörüyor. Yangın çıkış nedeni olarak gösterilen insan ( %99 ) ağır cezalarla eğitilirse, enerji nakil hatlarından sorumlu şirketler bunun için yapacakları yatırımlarla önlem alırsa ve orman işletmeleri de yine konu uzmanlarına kulak verir o yönde bilimsel çalışmalar yaparlarsa bu değişen iklim koşullarında bu tür felaketleri daha az yaşamaya, geleceğimizi karartmadan kaynaklarımızı çok daha iyi işler için yönlendirebileceğimize inanıyorum. Hem bölgedeki ve hem de yaşanan bu felaketlerle ilgili yüreğinde sızı duyan herkese kocaman bir geçmiş olsun diliyorum. Gelmiş. Geçmiş olsun. Allah tekrarlarını yaşatmasın diyor ve sözü bu felaket karşısında yek vücut çalışan birimlere, kahramanlara getirmak istiyorum.

Alevlerin gökyüzünü kapladığı, dumanın nefesleri kestiği o zorlu günlerde; Fethiye, Seydikemer, Çiftlik ve Üzümlü’den yükselen alevler, dumanlar sadece ormanlarımızı değil, yüreğimizin en derin yerini yaktı biliyorsunuz. Yeşilimizin, eko sistemdeki canlarımızın kül oluşunu izlerken hissettiğimiz çaresizlik, toprağın ve üzerindeki her bir canlının feryadıyla birleşip derin bir sızıya dönüştü.

Ancak o zifiri karanlığın, genizleri yakan , soluk alıp vermeyi imkansızlaştıran dumanın ve amansız sıcaklığın ortasında, insanlığın ve dayanışmanın en ulu haline şahit olduk. Günler süren o amansız mücadelede; başta valimize, belediye başkanlarımıza, sevk ve idareyle, koordinasyonla ilgili tüm yetkililerimize, alevlerin karşısına korkusuzca dikilen itfaiye personellerimize, orman işçilerimize, kolluk kuvvetlerimize, defalarca sorti yaparak canla başla görevlerini yapan helikopter, uçak pilot ve ekiplerine ve lojistiğe destek, yangın alanına bir damla su, bir nefes umut taşıyabilmek için hiç düşünmeden cepheye koşan adsız gönüllülerimize, konuyu neredeyse saniye saniye bizlere aktaran basın mensuplarına sosyal medya habercilerine minnettarız. Geceyi gündüze katan, ayaklarındaki derman tükenene kadar son kor sönene dek sahadan ayrılmayan her bir canın emeği, bu topraklara kazınmış en yüce kahramanlık destanlarından biridir. Hakkınız ödenmez; iyi ki varsınız diyorum. Yaptıklarınızın önünde saygıyla eğiliyorum.

Dualarımız da, çabamız da bundan sonrası içindir: Dileriz ki doğanın bu sessiz çığlığı son olsun; Fethiye’miz, Seydikemer’imiz, Üzümlü’müz, cennet köylerimiz ve tüm memleketimiz bir daha asla böyle bir felaketin ateşiyle sınanmasın. Yeşilimizi korumak, toprağa düşen her bir tohumu geleceğe taşımak ve bu acıların tekrarına izin vermemek hepimizin boynunun borcudur.

Bir daha yaşanmaması dileğiyle.

Saygılar, sevgiler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir